Bülent Hanım, Armağan’ın diline düşerse
16/4/2007 · Kategori: Kendine Bir Yildiz Sec
Armağan Çağlayan’ın ilk saatleri bunaltıcı doğum gününden sonra, oyununa gitmeden çok düşündüm. Acaba darlanıp bunalacak mıydım? Gerçi doğum günü ile ilgili şikayete hakkım da yok, bir nevi kamber kadrosuyla Kokosh’taki varlığımı açıklayabiliyorum. “Aa Türkiye’nin en eğlenceli ve seksi köşe yazarı da aramızdaymış” gibi bir kucaklanma bekledim, ama olmadı. Malumunuz Veçile Ham’fendi gelmezden az önce de mekanı terk ettim zaten. “Aa Türkiye’nin en eğlenceli ve seksi köşe yazarı artık aramızda değil” gibi sesler yükselmiştir mutlaka ardımdan… Perşembe günü radyo programımı bitirip Profilo’ya gittim, bir şans daha vereyim Armağan Çağlayan’a diyerek. Doğrusunu söylemek gerekirse, “adam öyle değil böyle eleştirilir” demek için. Gidip seyretmeliydim gösteriyi ve acımasızca eleştirmeliydim, işte iyi bir intikam platformu yakalamıştım. İkinci sıranın en ortasındayım. Önümde sol tarafta Ebru Gündeş var, sağa doğru Osman Yağmurdereli. O çok bilmiş Armağan, o körpecik çocukları bunalıma sokan sivri dilli jüri Armağan, kendisi yetmiyormuş gibi benzerlerinin türetilmeye çalışıldığı Armağan; az sonra başına geleceklerden habersizdi. Asla gülmeyecektim bir kere, olur olmaz esprilere gülecek kadın değilim ben; kararlıydım. Yanıldım hem de pek çok yanıldım desem; rezil olur muyum? Gerçekten de istemeye istemeye gittiğim gösteriden ağzım kulaklarımda çıktım… Annesi, anneannesi ve kız kardeşi ile ilgili hikayeler süperdi, kendi çatlaklığının sebeplerini anlattı önce. Genetikmiş deliliği, yolda eteğini düşüren ve başörtü ve donla sokakta yürüyen anneanne muazzamdı. Sonra Bülent Ersoy, Gülben Ergen, Hülya Avşar, Orhan Gencebay, Zekeriya Beyaz, Ajda Pekkan gibi birçok ünlü isme takıldı ve gayet de keyifle anlattı hikayelerini. Sadece belden aşağı esprileri pek sevmem, birkaç defa gülmedim bu yüzden ama oyunun tamamına bakacak olursak; birkaç defa gülmemek Armağan Çağlayan gösterisini asla tu-kaka yapmaz. Bilakis geçkin ama çıtır bir stand-up’çı olarak çok da başarılı olduğunu gösterir. Bir eleştiri yapmak gerekirse, oyun metnini ezberlediğinin çok belli olması profesyonelce değildi diyebiliriz ama Armağan Çağlayan, bunun da üstesinden gelecektir. “Aramızda gazeteci yok hepsi gitti galiba” diyerek anlattığı (gazetecileri kameraman, fotoğrafçı ve magazin muhabirlerinden ibaret sayan sadece Armağan değil) Bülent Ersoy hikayesi de süperdi. Ben de şimdi intikam almak için yazmak zorundayım şekerim kusura bakma; Bülent Ersoy bir vakit yaptığı şov programından önce kulisteki çöp kutusunda kanlı bir pamuk bulmuş ve kıyameti kopartmış. Kendisine yapılmış bir hakaret, bir komplo olarak algılamış kanlı pamuğu. Sonradan ortaya çıkmış ki, pamuk Uygur kardeşlerden birine aitmiş ama neresine kullandığını buradan yazmayacağım; fevkaladenin fevkinde bir hikayeydi ama ben en çok Armağan’ın bilip de anlatamadıklarını merak etmekteyim.
Kaynak:Akşam Gazetesi - Elif Aktuğ
Yazının Devamını Oku...Kaynak:Akşam Gazetesi - Elif Aktuğ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!


