CEM'DEN SON BOMBALAR

 
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN, İLK STAND-UP GÖSTERİSİNİ KİMSESİZLER YARARINA YAPTI. KEŞKE PARAYI TEDAVİSİNDE KULLANSAYDI.

 

Kaynak:gecce.com

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

CEM'DEN SON BOMBALAR

 
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN, İLK STAND-UP GÖSTERİSİNİ KİMSESİZLER YARARINA YAPTI. KEŞKE PARAYI TEDAVİSİNDE KULLANSAYDI.

 

Kaynak:gecce.com

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Armağan Çağlayan stand-up'ta çakılır

Türkiye uzun zamandır bu gösteriye hazırlanıyormuş. Armağan Çağlayan Bey stand-up yapacakmış. Bu işe de İzmir ya da Adana'dan başlayacakmış. Gösterisinin adı 'Kendine Bir Yıldız Seç' miş.

Yine sevimsiz olacağım, biliyorum... Ama sonradan ahkam kesmektense, önden tahminde bulunmak, tahmin tutunca da özgüven tazelemek, bir hoş oluyor doğrusu... Kendisine sinema oyuncusu ve şov yıldızı olarak büyük hayranlık duyduğum Hülya Avşar Hanım'ın marka olmadığını; çünkü kendi markasını yönetmediğini; bu nedenle de adını vereceği hiçbir ürünün uzun vadede büyük ticari başarıya ulaşamayacağını yazdığımda, pek çok kişi bana karşı çıktı... Şimdi yüzüme bakamıyorlar...

Marka gökten zembille inmez

Aynı iddiayı Tarkan'ın parfümünde olduğu gibi diğer pek çok Türk ünlüsü için de ileri sürdüm. Tarkan kendi parfümünün lansmanına gitmemişti. Bugün üç büyük kozmetik mağazasına sorduk (Altuğ, Sevil, Tekin Acar); üçünde de ürünün esamesi okunmuyor. Diğer ünlülerin zırt pırt, 'onu da çıkaracak, bunu da çıkaracak' denen ürünleri nerede?.. Nerede markalarını yöneten kuruluşlar, kuruluşların finans sistemi içindeki başarıları, süreçleri, yapılanmaları?..

Ünlü olmakla marka olmak arasındaki fark, bir nebze olsun tartışılıyorsa bunda bizim de küçük bir katkımız olmuştur. Siz medyamızın, şöhretlerimizin Türk Patent Enstitüsü'ne falan başvurup kendi adlarını çeşitli ticari alanlarda tescil ettirmelerine kapılıp, 'sanatçılar markalaşıyor' şeklindeki yaygara koparmasına bakmayın. Fiiliyata bakın... Nerede bu markalı ürünler?.. Yılda ne kadar para kazanıyor bizim vatandaşlar bu işten? Ve mesela Beckham spor dışı işlerden ne kazanıyor, karşılaştırın... Çünkü iş lafa gelince, bazı iletişim 'Kurularımıza' göre her ünlü kişi ve yer birer 'irili ufaklı' marka...

Sindrella'ya değil gerçeğe bakmalı

Pekiyi bizimkilerin böyle bir şansı yok mu? Tabii ki var. Ama ancak markayı 'usulüne uygun yönetme' konusunda cahilliklerini kabul edip, işi iş dünyasının kurallarına göre oynayacak, oynatacak kadrolara teslim etmeleri ve sadece denetleyip kendi performanslarını artırmaya odaklanmaları halinde. 'Her işi kendim yaparım' tavrıyla değil... Eş dost akrabadan oluşan 'makyaj çantası taşıyıcısı', 'ara sıra masaj yapıcı, kahve pişirici', 'telefonlara bakıcı' son derece sevimli her eve lazım 'yardımcı' tayfasıyla bu işleri yürüteceğine inanarak değil...

Öte yandan şov dünyasına soyunmaya, 'kısa yoldan şöhrete ve paraya kavuşmaya' hazırlanan o kadar çok genç var ki... Dışarıdan her şeyin kolay gibi göründüğü bu parlak dünyada aslında 'hayatın ne kadar zor olabileceğini' göstermek bir sorumluluk meselesidir. Bu sorumluluk da öncelikle medyaya düşer. Oysa medya Sindrella hikayelerinin peşinde, yaşamın gerçeğinin değil...

Hüsrana doğru adım adım

Bu çerçeveden bakıldığında Armağan Çağlayan'ın stand-up gösterisini 'biletleri şimdiden tükendi' diye veren ve olayı ortada ciddi bir başarı varmış gibi önden şişiren medyanın ciddi sorumluluk taşıdığını düşünüyorum.

Çünkü Armağan Bey bu işte çakılacak. Hem de çok fena... Belki ilk gösteride değil; ama eninde sonunda bu iş yürümeyecek. O zaman dönüp Armağan Bey'in kendisine çakacak bu medya: 'Beceremedi! Boş salonlara şov yaptı! Kimse gelmedi!...' Hem de yoktan var ettiği bir Armağan Çağlayan'ı yine yokluğa yollayıverecek...

İşi karmaşık hale getirmeye gerek yok. Ata Demirer, Beyazıt Öztürk, Cem Yılmaz, Metin Uca, özellikle de Cem Yılmaz bu işte 'benchmark' iseler, yani kıyaslanacak, kriter alınacak röper noktaları olarak kabul edilecekse, bunların hangi deneyimlerden, yatırımlardan geldiklerine ve hedef kitlelerine çok iyi bakmak lazım. 'Oh be, masrafları hiç yok; eşşek yüküyle para götürüyorlar. Bizim başımız kel mi?' muhabbetiyle bir yere varılamaz. Meseleye bir nebze analitik gözle bakınca Armağan Bey'in yanlış bir karar verdiği ve çok kısa zamanda hüsrana uğrayacağını görmemek mümkün değil.

Armağan Bey'e TV'de hâlâ ekmek var

TV'lerdeki yarışma programında 'love to hate' (nefret etmekten hoşlanma) durumu yarattınız, medya Ajdar'ınkine benzer bir hikaye ile sizi popüler kıldı, bir iki sohbet programında 'neşeli cahiliye devri' (1980-2000) esprilerini yakaladınız, ona buna haklı haksız agresyon sergilediniz, bu sayede 'dikkatleri üzerinize topladınız' diye 'stand-up'ınız da tutar demek değildir. Çünkü stand-up'ta yalnızsınız... Karşınızda acz içinde olan ve saldırılarınız karşısında savunmasız kalacak figüranlar yok... Bu durumu arenada aslanlara atılmış köleleri izleyen iştahlı seyirciler de yok bu kez... Ya da aşırı duygulandığınız anlarda döktüğünüz o göz yaşlarınızın hakkını verecek ağlamaya hazır meraklı takımı...

Stand-up'ın para verip gelen seyircisinin hem talebi farklıdır, hem de profili. Hangisinden farklıdır? Armağan Bey'i TV'de izleyip herhangi bir ücret ödemeden bağrına bastığı zannedilen varoş kökenli, çarpık kent kültürüyle yoğrulmuş, DAP'ın yaşam biçimi segmentasyonuna göre Çabalayanlar diye adlandırılan 'kaypak' kesimden farklıdır... Çağlayan'ın bireysel vaadi 'Çabalayanlar'a uygundur; stand-up müdavimi kesime değil. Armağan Bey'in mevcut hedef kitlesinden de yeni bir tip stand-up seyircisi yaratılamaz... Stand-up seyircisi için zeki olmak yetmez; akıllı olmak da gerekir...

Onun için Armağan Bey bu işten kısa zamanda vazgeçip TV'nin sabun köpüğüne kendisini atmalı. Orada ona hâlâ ekmek var çünkü...

Kaynak:Akşam Gazetesi -Ali Saydam
Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Stand-up iki saat sürmez


Stand-up'çı Tarkan Bulut, popüler meslektaşlarına gönderme yaptı.

Gösterilerin iki saat sürmesinin yanlış olduğunu söyleyen Bulut, "50 YTL'lik bilet satarsan, karşılığında 120 dakikalık bir şey vermek zorunda kalırsın" dedi.

Komedi Club nedir?

Yaklaşık yedi yıldır Türkiye’de stand-up gösterileri yapıyorum. Bu işe Amerika’daki komedi club’larda başladım. Bu sene ilk defa Taksim’de Old City adında bir komedi club açıldı. Haftanın yedi gününe stand-up koymaya çalıştılar, ama o kadar stand-up’çı yok. Türkiye’de stand-up seyircisi de yok aslında. Şu ana kadar yapılanları izleyenler, bana kalırsa stand-up değil medyatik insan seyircisi.

Komedi club’ların özelliği ne? http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=4652051

Stand-up’ın yeri neden komedi club? Çünkü stand-up, tadında kalması gereken, 15 dakikalık bir şakadır. Bir nevi sıkıştırılmış komedi ya da ayak üstü şov... Türkiye’deki stand-up’çıların sayısı bir elin parmağını geçmez.

Size göre Türkiye’deki stand-up’çılar kimler?

Cem Yılmaz, Ata Demirer, Engin Günaydın ve ben.

Bu saydığınız isimler, hakkıyla stand-up yapıyorlar yani...

Yok, yapmıyorlar. Cem Yılmaz 120 dakikalık gösteri yapıyor. Ve bu da stand-up’tan çıkıyor, tek kişilik zorlamaya giriyor. Onda küçük bir yerde çıkıp, gösteri yapayım mantığı yok; büyük yerlerde çıkayım, bin kişi beni seyretsin mantığı var.

Cem Yılmaz için ağır bir eleştiri olmadı mı?

Onun anlatım şekli çok iyi. Bu işe de gönül vermiş. Ama her hafta başka bir şey anlatırsan bu stand-up’tır. Aynı şeyi 10 yıl boyunca oynuyorsan, bu tek kişilik oyundur. Bu durumda Cem Yılmaz’ın yaptığına stand-up diyemezsiniz.

Siz ona gülmüyor musunuz?

Başta daha çok gülüyordum. Gösterisini izlesem yine gülerim gerçi... Ata Demirer’e de gülüyorum. Ama 120 dakika yapmasalar, 35 dakikada bıraksalar daha da çok gülerim. Çünkü espri tekrarları oluyor. 50 YTL’lik bilet sattığın için insanlara da 120 dakikalık bir şey vermek zorundasın tabii...

Bir ara Armağan Çağlayan da stand-up gösterisi yaptı...http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=4652415

Doğrusunu isterseniz, fırsatım olsaydı Armağan Çağlayan’ı engeller, "Gözünü seveyim abi yapma" derdim.

Stand-up anlamında Amerika ile Türkiye arasında ne gibi farklılıklar var?

Kıyaslama yapmak istemiyorum. Orada da, burada da çok yetenekli kişiler var. ABD’nin tek avantajı orada sektörün oluşmuş olması.

Ders alarak stand-up’çı olunur mu?

Bu işin bazı teknikleri var. Birçok oyuncu nasıl vurgulamalar yapması gerektiğini, sahnede elini kolunu nereye koyacağını bilemez. Onlara bu detayları öğretirsin. Ama ne kadar ders alırsan al, içinde yetenek yoksa olmaz.

 Siz gösterilerinizde canlı hayvanlar kullanıyorsunuz değil mi?

Tehlikeli olduğu için yapıyorum! Şaka bir yana, herkes işinin ilgi çekmesini ister. Ben de bu yöntemi seçtim. Mesela bu ayki gösterimde jaguar çıkaracağım.

Sahnelerde bir ben kaldım

Cem Yılmaz zaman zaman stand-up gösterilerine ara veriyor. Ata Demirer de ayağını sakatlayınca gösterilerini yarıda kesti. Yani şu an sadece ben varım ve stand-up severlerin yeni gözdesiyim. Bunu çok iddialı söylüyorum, çünkü bunu görebiliyorum.

Hangi günler nerede çıkıyor

Tarkan Bulut, cumartesi günleri Taksim Old City’de, pazartesileri Etiler’deki Akatlar Kültür Merkezi’nde, salıları Bakırköy Sanat Merkezi’nde, perşembeleri de Bağdat Caddesi’ndeki Frame’de izleyicinin karşısına çıkıyor.


Kaynak:Hürriyet Gazetesi -Kelebek

Yazının Devamını Oku...

Yorum (1) Yorum yaz!

Armağan Çağlayan, stand up gösterisinde istediği başarıyı neden

 

• Armağan Çağlayan, hatırlayacağınız üzere önce özel bir kanalda program yapmış, programına son verdikten sonra da 'Kendine Bir Yıldız Seç' isimli stand up gösterilerine başlamıştı!

'Popstar Alaturka'da jüri üyeliği ile tanınan Armağan Çağlayan, son işi olan stand up gösterilerinde ne yazık ki beklediği başarıyı bulamadı.

Armağan Çağlayan, hatırlayacağınız üzere önce özel bir kanalda program yapmış, programına son verdikten sonra da 'Kendine Bir Yıldız Seç' isimli stand up gösterilerine başlamıştı. Armağan Çağlayan'ın bu işi becerip beceremeyeceği, magazin basınını haftalarca meşgul etmişti.

Armağan Çağlayan gösterisinde; sanat camiasındaki polemikleri, magazinsel konuları ve ünlülerin bilinmeyen dünyasını ele almıştı. Başlarda dostlarından büyük destek gördü. Ama jüri üyeliği sırasında sergilediği tutum ve davranışlarıyla kısa sürede şimşekleri üzerine çekmişti. Bunun etkisiyle gösterilerine rağbet oldukça azdı.

Hal böyle olunca ünlü komedyenler ile magazin programlarına konu olan polemiklere giren Çağlayan, Cem Yılmaz başta olmak üzere, Ata Demirer, Ceyhun Yılmaz gibi isimleri hedef almış ve karşılığında onlara da hedef olmuştu. Ama reklam kokan bu hareketler de gösteriyi ön plana çıkartamadı. Armağan Çağlayan şimdilerde bir sinema filminde doktor rolü ile karşımıza çıkmaya hazırlanırken, juri üyeliğine de devam ediyor.

Aslına bakarsak Armağan Çağlayan, jüri üyeliğini yaptığı süre boyunca, yarışmacıları eleştirmenin, onlara artı kazandıracağını savunmuştu. Bu tutumuyla kendi yıldızını kaydırmakla birlikte büyük bir çoğunluğun antipatisini de topladı.

 

Kaynak:Turuncu Time

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki - GetRank