Ünlü yaratma şovları amacına ulaştı ama başka kapıdan. Yarışmacılar boşuna debelenmesin, asıl starlar artık jüriden çıkıyor.

Türkiye 'popstar'ını aramaya bundan dört sene önce başladı. Tarih itibarıyla 43 ülkede yayımlanan bir format, bizim topraklara uyarlandığında bu kadar geniş bir evrene adım attığımızı bilemezdik. Elemeleri geçemeyen Ajdar'ı bile hafızalara kazıyan Bayhan'lı, Abidin'li, Firdevs'li, Serkül'lü ilk yarışmanın, başlangıçta Ercan Saatçi, Ahmet San, Deniz Seki ve Armağan Çağlayan'dan oluşan jürisi, ilk 'jüristar'ı da yarattı. O güne dek tıpkı o yarışmacılar gibi adının kimsenin bilmediği Armağan Çağlayan en çok konuşulan, beğenilen, eleştirilen, tartışılan adam oldu.
Bu ilk yarışma çok tutunca devamı geldi ama eski tantanadan biraz uzaklaşılmıştı. 'Bir yangının külünü yeniden yakıp geçen', geçen yıl başlayan 'Popstar Alaturka' oldu. Yeniden ekrana kilitlenmeyi sağlayansa elbette şahane jüriydi. Bülent Ersoy, Orhan Gencebay, Ebru Gündeş ve Armağan Çağlayan, bir araya gelmeyecekleri düşünülen müthiş bir ekipti. İlk 'Popstar Alaturka'dan akılda kalan da yarışmanın birincisi Hasret olmadı. İnsanlar daha çok Bülent Ersoy'un yarışmacı Armağan'la gönül ilişkisini, her biri birbirinden cafcaflı kostümlerini, Orhan Gencebay'la cilveleşmelerini, giderek Ebru Gündeş'e benzemesini takip etti. 'Jüristar Alaturka' dört starı yeniden yarattı.
'Popstar Alaturka'nın ikincisi aynı ekiple yola devam kararı alır almaz bir başka kanalda 'Profesyonel' başladı. Oradaki jüri de çok ümit vericiydi. Ajda Pekkan, Müslüm Gürses, Pelin Akad ve Osman Yağmurdereli isimleri, yan yana çok verimli konuşma balonları vaat ediyordu. Ama olmadı. Demek ki tıpkı yarışmalar gibi her jüriden de bir star çıkamayabiliyordu.
Belli ki 'alaturka jüri'yi yenmenin yolu yoktu.
O zaman yarışma alanına da ünlüleri sokmak çare olabilirdi. 'Buzda Dans' sahaya böyle kaydı. Ancak bir yarı ünlüyle bir profesyonel eğitmenin birlikteliği, yine kaygan zemin aktivitelerinden çok jürisiyle konuşuldu. Ayşe Arman, Sema Çelebi, Olcayto Ahmet Tuğsuz ve Alinur Velidedeoğlu'nun da aralarında bulunduğu altı kişilik jüriyle sunucu Behzat Uygur ve Gamze Özçelik'in performansları hiç fena değildi. 'Kangraaaculeyşıns' Ayşe Arman'ın İngilizce bilmediği, 'dâhi reklamcı' Alinur Velidedeoğlu'nun zekâsı, geçmişinde her nevi palyaçoluk olan Behzat Uygur'un nasıl başöğretmen kesilebileceği, böylelikle belli oldu. Ama 'Buzda Dans'ın kraliçesi, bir 'işkadını' olduğunu defalarca haykırmasına rağmen adını pek az kişinin bildiği (Shame on you!) Sema Çelebi'ydi.
Yarışmalar da, jüriler de gazı almıştı bir kere. Biten 'Buzda Dans' jürisinden Ahmet Olcayto Tuğsuz transferiyle başlayan 'Şarkı Söylemek Lazım'la yarı ünlü yarışmacılar ve jüriden star çıkarma konsepti iyice olgunlaşmış olarak çıkageldi. Aslında 'Şarkı Söylemek Lazım'ın formülü en iyi kavramış organizasyon olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Tuğsuz'un yanı sıra Erol Büyükburç, Eyşan Özhim, İnci Çayırlı, Oray Eğin, Fuat Güner'den oluşan jüri, ikisi de 'küçük ünlü'lerden oluşan yarışmacı çiftlere pek uydu. Oray Eğin'in sosyoekonomik, sosyopsikolojik, sosyokültürel, sosyopatolojik tespitlerini çocuk kahkahasıyla taçlandırması... Erol Büyükburç'un Abdurrahman Palay diksiyonuyla "Saksı değilim ben, Erol Büyükburç'um! En çok bana soracaksınız, en çok bana!" diye haykırırken kırdığı bardakla elini yaralaması... İnci Çayırlı'nın olup biteni, jüriye katılırken nazarıdikkate almadığı 'devlet sanatçısı' vasfına layık bulamayıp ayrılması... Serap Ezgü'nün Eğin'le güzel güzel atışırken hırsına yenilip 'Duymuyorum ki, duymuyorum ki!' çocukluğunda şarkısını bir daha bağıra bağıra söylemesi... Hazım Körmükçü-Hilal Özdemir çiftinin 'varoş' sponsorları... Her program saatinde ümitle ekrana bağlanmamızı sağlıyor.
Asuman Krause, Doğa Bekleriz, Billur Kalkavan, Bengü, Berksan gibi isimlerin piste çıktığı 'Bak Kim Dans Ediyor'... Bu gece başlayacak olan ve Buket Saygı, Seda Üren, Tarık Mengüç, Furkan Kızılay'ın ateş yutacağı 'Ünlüler Sirki'... Yakında başlayacağı söylenen ve Fatih Ürek, Özgür Özberk, Zeynep Tunuslu, Ece Gürsel gibi isimleri Ali Poyrazoğlu, Pakize Suda, Hande Yener, Uğurkan Erez'in değerlendireceği 'Starlar Sirki'... Formül tuttu: Sahada yarı ünlüler, masada jüri kapışacak. Asıl star nereden çıkacak, onu da SMS'ler belirleyecek.
Saksı değiliz hiçbirimiz!
Görünen o ki, gelecek yayın dönemlerinde de farklı baremlerde ün sahibi yarışmacılarla jürilerin yer aldığı yarışma programları sürecek. Televizyon dünyasına rehberlik hizmeti yapıyor, el değmemiş jüriler öneriyoruz.
FÜSUN ÖNAL
Eski hippilerden, yeni filozoflardan, şen şakrak, işveli kadın. Ortamı şenlendirebilir, kolay gaza gelebilir bir hali var, bu da canlı yayın için iyi bir malzeme.
NURİ ALÇO
Ama gazoza haplı, ama hapsız ikna kabiliyeti yüksek bir kişi. Her şeyden önce bir ağırlığı var. İstese cumhurbaşkanı bile olur, herhangi bir yarışmada jüri koltuğu haydi haydi onundur.
NURHAN DAMCIOĞLU
Ramazan dönemine sıkışmış ama eskimeyen şöhretiyle birkaç kuşağın aşina olduğu bir isim. Birisi kanto üzerine imalı bir laf bile etse, ortalık kızışacak, 'Yangını var, yangını var' diye bağıracaktır.
ERGÜDER YOLDAŞ
Uzun zamandır insandan ve ünlüden uzak münzevi bir hayatı tercih etmiş, medenileştirme teşebbüslerine direnmiş bir kişi olarak, gözlemleri herkesten faydalı olacaktır. Gerçi bulaşmasını istemeyiz, ama seyirci kazançlı çıkabilir.
AYSEL GÜREL
Sesten de anlar, müzikten, giyinmekten, soyunmaktan, aşktan, meşkten de... Kendisine yakışan tatlı bir huysuzluğu vardır, lafını esirgemez, bu yüzden de ideal jüri üyesidir.
YILDIRIM AKBULUT
Düşündürürken güldüren, bu renkli siyasi kişilik daha önce televizyon yetenek avcılarınca nasıl keşfedilmedi anlamıyoruz. Her tür yarışmaya uyar...
ÖZER UÇURAN ÇİLLER
Tansu Çiller'in eşi Özer Bey, 'yardımcı tıp' denilen fizikötesi olgulara ilgi duyan, hatta soyadı itibarıyla 'uçtu' denilen bir kişi. Çok geniş ve yepyeni bir perspektif getireceğinden biz eminiz.
AZİZ ÜSTEL
En genç kuşak kendisini futbol kombinasyonlu ekranlarda görse de, ilk talk show'u sunan Üstel, mesafeli ve iğneli nazik halleriyle kıt puanlara yakışacaktır.
ESAT KIRATLIOĞLU
Çağının ötesindeki saç modeliyle çok arıyor onu gözlerimiz. Sporcu bir kişilik hem. Nedensizce istiyoruz onu jüri olarak.
SEZEN CUMHUR ÖNAL
Bir kere müzik tarihi (Bildiği en yeni şey 1980'i aşıyor mudur emin değiliz ama) konusunda Wikipedia gibi adam. Kendi sesi fena, ama karşılaştırmalı ses analizi yapabilir. Onda jüri kumaşı var.
MELİSSA P.
Buralarda, kendi memleketinden daha fazla sevilen, sayılan ve Atatürk Havalimanı'nı komşu kapısı yapmış bir yazar. Ekrana yakışacak yüz, göz, göğüs, bacak, kol, falan...
NİHAT BEYAN
Bilgiye dayanmayan, o yüzden de şaibe oranı yüksek yarışmalarda son sözü hep o söyledi, haktan, hukuktan yana oldu. En meşhur noterimizi jüri koltuğuna davet ediyoruz.
SERPİL BARLAS
Kızılderili, zenci, Hollywood ünlüsü... Görmüş geçirmiş ve nicedir ortalarda olmayan bir insan. Varlığı yeter, tecrübesi yeter de artar bile...
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Televizyona yakışan bir bilim insanı. Eğlenceli, renkli, aktif, dinamik ve heyecanlı... Her daim formda... Olur.
PRESS BEY
Keşke diyoruz, başka bir şey demiyoruz.
Aynı jüride yer alsın istediklerimiz
NECO & AŞK ÜÇGENİ
Kimsenin özel hayatına bulaşmıyor, sinsice bir şey ima etmiyoruz. Üçgenden kastımız kendisinin aşk hayatına dair kalem oynatmış, fiziken de polemikleşilmiş birtakım köşe yazarları...
YEŞİM SALKIM & EVLİLİK DÖRTGENİ
İlker İnanoğlu'dan boşandıktan sonra beşinci evliliğini tiyatroyla yaptığını söyleyen Salkım'ın 'Tapusu bende' ile 'Konuşursam herkes yanar' kutuplarında gezinen ruh hali, eski kocalarından herhangi biriyle aynı jüri masasına oturması ihtimalinde şahane reytingler verecektir.
TUNA KİREMİTÇİ & İCLAL AYDIN
Jüri camiasına kaliteyi, sevgiyi ve her tür inceliği getirecek devrim niteliğinde bir çiftli transfer... Hele İclal Aydın'ın o tatlı tatlı laf sokmaları, tadından yenmez.
OYA & BORA
Neredeler? Neredesiniz?
AYŞE EGESOY & KAMER GENÇ
Biliyorsunuz jüri eşleştirmelerinde halk arasında 'kel alaka' diye tabir edilen bir yöntem de çok tutuluyor.
O yüzdendir teklifimiz.
Kaynak:Radikal Gazetesi - Ç.Begüm Soydemir