Şairler Çiftliği

Ünlüler Çiftliği'nin 128. dönemi... Türkiye'de programa katılmayan ünlü kalmadı. Şarkıcılar, türkücüler, dizi oyuncuları, mankenler tükendi. Sıra şairlere geldi. Ünlüler Çiftliği'ne bu dönem şairler konuk oldu. Fazıl Hüsnü Dağlarca, İlhan Berk, Mehmet Başaran, Attila İlhan, Kemal Özer, Süreyya Berfe, Enis Batur... (Kadın şair olarak Gülten Akın çağırılmıştı. Ama o, "Ben bu kadar adama, üstelik şaire, yemek yapamam, bulaşık da yıkayamam" diye öneriyi geri çevirdi.) Sekiz hafta sürecek programda bir çiftlikte bir arada yaşamaya çalışacaklardı. Ama program dört günde bitti.
İşte Şairler Çiftliği'nin günlüğü...
* * *
BİRİNCİ GÜN: Çiftliğe geliniyor. Başaran, kazma, kürek, yaba, orak, iki çuval da tohum taşıyor. Attila İlhan, eski yazılarının dosyalarını yüklenmiş. Kemal Özer'de şiir antolojileri. Enis Batur'un çantasında üç ciltlik Fransızca bir kitap var. Adı Çizgili Gömlek Yakası Düğmelerinde Evrimin Tarih Sürecinde Düşünsel Yansımaları. Dağlarca ile Süreyya Berfe koca bir sandığı iki kulpundan tutmuş, sürüklüyorlar. İçinde ne olduğunu söylemediler (sonradan votka olduğu anlaşıldı.) İlhan Berk'in elleri bomboş. Kış günü sırtında incecik bir süveter, ayaklarında bir keten pantolon, o kadar.
Çiftlik evine yerleşildi. Armağan Çağlayan, "Ben bile şair milletiyle başa çıkamam," diyerek projeden çekilmiş. Yerine sunucu olarak ikinci serinin yarışmacısı Banu Alkan'ı getirmişler.
Çiftlik ağası seçilecek. İlhan Berk, "Gizli oyla seçelim," dedi. Kemal Özer, "Hayır! Her şey açık olmalı!" diye karşı koydu. Sonunda açık oyla seçim yapıldı. Başaran oy birliğiyle çiftlik ağası seçildi. Ne de olsa, Köy Enstitüleri'nden deneyimli... Programını, iş bölümünü ertesi sabah açıklayacak.
* * *
İKİNCİ GÜN: İlk fire kahvaltıda verildi. İlhan Berk, "Ben çay içmem. Isırganotu suyu içerim. Kahvaltıda biberiye tohumundan başka bir şey de yemem. Ben gidiyorum," dedi. Çiftliği terk etti. Attila İlhan, Ben bunun böyle olacağını yedi yıl önce yazmıştım, dedi.
Başaran, inek Yıldız'dan sağdığı sütü içti. Kemal Özer'le Enis Batur da çaylarını... Dağlarca'yla Süreyya Berfe, "Biz tedarikli geldik," deyip sandıklarını açtılar.
Çiftlik ağası günün programını açıkladı: "Buğday ekilecek."
Buğday mı? Ne buğdayı?
Başaran, "Gelecek kuşakları düşünmek zorundayız," dedi. "Madem burası çiftlik..."
Bre aman! Biz burada kazık çakmayacağız ki!. Buğday ne zaman ekilir, ne zaman biter, ne zaman işimize yarar...
"Gelecek kuşakların işine yarar," dedi Başaran.
Attila İlhan, "Tanrım bir yana bırakın, biz sanayileşmeye bakalım, üç-beş fabrika kuralım," dedi.
İlk patırtı da o zaman koptu. Başaran ağalıktan istifa etti. Yerine Dağlarca seçildi.
Dağlarca, "Programı hemen açıklıyorum," dedi. "Bugün akşama kadar herkes sekizer şiir yazacak."
Yazabilirse yazsın da... Ne yenip ne içilecek, nasıl ısınılacak?
Dağlarca kızdı: "Şair olmanızı ben mi söyledim!"
Süreyya Berfe onu yatıştırmak istedi. "Üstad, ben bir şiir yazdım bile," dedi. Sonra tek dizelik şiirin okudu: "Dağlar dağlara bakıyor."
Dağlarca masaya bir yumruk indirdi. "Niye 'Dağlar dağlara bakıyor'da Dağlarca dağlara bakıyor' değil?"
"Olur mu!" dedi Süreyya Berfe. "Dağlarca dağlara bakmakla yetinir mi! Dağlarca evrene bakar. Hah... İkinci şiir de tamam: "Dağlarca evrene bakıyor." Hadi, şerefe... Yarasın!"
* * *
ÜÇÜNCÜ GÜN: Dağlarca, Attila İlhan sekiz şiir yazmadığı, Kemal Özer eski şiirlerini yeni diye yutturduğu, Enis Batur'un yazdıklarından da bir şey anlamadığı için ağalıktan istifa etti. Yerine Süreyya Berfe seçildi.
Berfe, "Herkes canı ne isterse yapsın, arkadaş," dedi.
Attila İlhan, "Ben senin böyle söyleyeceğini beş yıl önce yazmıştım," dedi.
O akşam halk oylaması yapıldı. Özel helikopterle kuştüyü yatak içinde getirilen Banu Alkan sonuçları açıkladı:
"Birinci Banu Alkan, ikinci Bayhan, üçüncü Abdullah Gül, dördüncü David Beckham..."
Yahu, onlar çiftlikte değil ki!
"Olsun," dedi Banu ALKAN. "Halk her zaman en doğru kararı verir." Bir an düşündü. "Hayır, hayır, hayııııır... Birincilik yetmez, ikinci de, üçüncü de ben olmalıyım." Sonra yatmaya gitti.
"Ben bu rezilliğe dayanamam," dedi. Süreyya Berfe. Hem ağalıktan istifa etti, hem de sandığı alarak çiftliği terk etti. Dağlarca da, sandığı taşımada yardım atmak için ona katıldı.
Kemal Özer, "Dayanışma bunu gerektirir," diyerek arkadaşlarını yalnız bırakmadı.
Başaran, "Buğday ekseydik bunlar olmayacaktı," dedi. Atilla İlhan da, üç şairin ayrılması olayını sekiz yıl önce yazdığını söyledi.
* * *
DÖRDÜNCÜ GÜN: Attila İlhan'la Enis Batur baş başa kalmışlardı. Çaylarını içerken, Malraux'nun, Sir Thomas Malory'nin, Lautreamont'un, Göebbels'in, Dede Efendi'nin kahvaltıda ne yediklerinden söz ettiler.
Attila İlhan, Dibekçizade Hayrullah Efendi'nin 1764 yılının 23 Temmuz'unda bir çiftlikte geçirdiği yarım saati anlattı. Enis Batur da, çiftlik yaşamından hoşlanmayan Fransız resim eleştirmenlerinin adlarını sıraladı.
Attila İlhan, "Ben onların tam listesinin on üç yıl önce yayımlamıştım," dedi.
O sırda Medyapım'dan bir yetkili geldi çiftliğe."'İki kişi kalmak programın formatına aykırı. Hem zaten reytinginiz yerlerde sürünüyor," dedi. Karar verdik, "Banu Alkan Tek Başına Çiftlikte' diye bir program yapacağız. Hadi, size güle güle."
Attila İlhan'la Enis Batur çiftlikten uzaklaşırken fonda 'Bu da gelir, bu da geçer, ağlama' çalınıyordu.

Kaynak:Radikal Gazetesi - Ülkü Tamer

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!

« Önceki - Sonraki » GetRank